

Bugune degin Kul Nesimi'nin siirlerinden pek azi ele gecmis, onlar da Bagdatli Nesimi'nin sanilmisti. Hece ile yazilanlari bile onun yeni siirleri olacagi dusuncesine yol acmisti. Ilk olarak Sadettin Nuzhet, Bektasi Siirleri adli eserinde yeni bir sair karsisinda oldugumuza isaret etmis, sairin hayati hakkinda bilgi vermeden alti siirini yayinlamisti. Ad benzerligi dolayisiyla ve her iki sairin Hurufi olmasi karisikliga yol acmissa da dilleri cok ayridir. Bundan baska Kul Nesimi'nin ayri kisi oldugunu gosteren belgeler vardir. Bunlari siralamadan once Bagdatli sairin kisaca hayatinin bilinmesinde fayda vardir.
Bagdatli Nesimi'nin olumu, kendi halifesi Refii'nin Besaretname adli eserinde bildirildigine gore 1404'tur. Hallac-i Mansur gibi o da "enel hak" (ben Tanri'yim) dedigi icin derisi yuzulmustu. Bu yuzden Alevi-Bektasiler'le varlik birliginin ileri taraftarlari ve mumessilleri olan Bayrami Melamiler'i, Mevleviler'in Sems kolu denen ve Melamilik'ler Bektasilik'e pek yaklasan, hatta onlarla kaynasan Mevleviler ve diger tarikatlar icinde Alevilik'i ve Melamet'i benimsemis kimseler tarafindan, olumunu muteakkip buyuk bir sehit taninmis ve Mansur oglu Huseyn-el-Hallac'in ikincisi olmustur. Agizdan agiza, buyukten kucuge devreden menkabeler, asagi yukari bir Nesimi destani meydana getirmistir.
Bu menkibeler ve sairin sanatindaki basarisi yuzyillar boyunca Turk ve oteki Islam edebiyatinda derin izler birakmistir.
Konumuz olan Nesimi'ye gelince, onun onyedinci yuzyilda yasadigini gosteren kuvvetli belgelre yeteri kadar vardir. Bir siirinde Kul Nesimi soyle diyor:
Ikiyuz altmisdort yildan sonra
Bu nazmile bunu ettim ben izhar.
Bu siirin tamaminda Hurufilik'in kurallariyla birlikte kendinden de soz acan Kul Nesimi yukaridaki beyitte Bagdatli Nesimi'nin olum yilini ve tuttugu yolu soylemek ister. Buna gore, Bagdatli Nesimi'nin olum yilina 264 katinca 1668 bulunur. Bu siiri olgunluk caginda soyledigi kabul edilirse, onun 17. yuzyil baslarinda dogdugunu dusunmek yersiz olmaz.
Kul Nesimi'nin siirlerine en eski olarak yine bu yuzyil icinde yazildigi kesin olarak bilinen conklerde rastlanilmaktadir. Bundan baska sairin dilinin ozelligini bu yuzyildan oteye goturmeye de imkan yoktur. Dili tam anlamiyla 17. yuzyil divan ve halk edebiyati sairlerinin dilidir.
Bunlardan baska kendi caginda yasamis sairlerin Kul Nesimi'ye benzekleri
(nazire) de var.
Kisaca yukarda gosterdigimiz sebeplerlerden oturu Kul Nesimi 17. yuzyilda yasamis bir sairdir. Bu yuzyilin tarih olaylariyla Nesimi'nin siirlerindeki bazi sozlerin karsilastirilmasindan hayatini az cok ogrenmek mumkun olmaktadir. Bilindigi gibi 17. yuzyilin birinci yarisi hep Iran'la yapilan savaslarla gecer. Iran Bagdat'i alir. Osmanli ordusu birkac basarisiz sefere katilir. Sonunda 4. Murat 1636'da geri alir. 16. yuzyildan beri Yavuz ile Sah Ismail arasinda baslayan ugras bir yuzyildan cok surer. Bu arada Osmanli topraklarindaki Kizilbas-Aleviler Iran'a yardimci bazi durumlar yaratirlar. Bu yuzden ezilirler, yuzbinlerce kisinin baslari ucar. Fakat, yine de alttan alta, gizli veya acik, her ayaklanmaya katilirlar. Bu katilmalar Celali ayaklanmalarinda da kendini gosterir. 17. yuzyil boyunca surer. Bu islerde tarikat sairlerinin her bakimdan onemli etkileri oldugunu kendi eserlerinden oldugu gibi baska yerlerden ve mesela tezkerelerden ogreniyoruz. Bunlardan Pir Sultan Abdal ve Kul Nesimi'nin cagdasi ve ayni maceralara karisan Alioglu, Dedemoglu gibi sairleri de taniyoruz.
Kul Nesimi boyle bir ayaklanmaya katilmistir. Bunu bir manzumesinde soyle
anlatir:
Mehdi-i zaman ede zuhur kalmaya perde
Yezit olan kirsa gerek tig u teberde
Nesimi, Sah'in mehdin okur sam u seherde.
Buna gore Iran Sahi'nin "Mehdi-i zaman" olarak ortaya cikmasini, "yezit"leri, yani Osmanlilar'i kirmasini dilemektedir. Ayrica Sah'la ilgisini ortaya koyan bir manzumesinde:
Erenler Sah'tan gelurler
Ali derler pirimize
Imamlarin kullariyuz
Munkir irmez sirrimiza
ve baska siirlerinde gorulen izlerden Iran Sahlari yanini tuttugu acikca belli oluyor. Bundan baska Osmanli Devleti'nin Iran ile olan savaslari sirasindaki ayaklanmalardan izler tasiyan manzumeleri de gorulmektedir. Osmanli tarihcileri genel olarak bu gibi ayaklanmalari yazmadiklari icin yalniz manzumelerden sonuclara varmak gerekmektedir. Kisa ve eksik olmakla birlikte bunlar oldukca aydinlaticidir. Bir manzumesinde, basindan siyasi bir yargilama gectigini anlamak zor degildir:
Mahkemede sual sordu kadilar
Kitaplari orta yere kodular
Sen bu ilmi kimden aldin dediler
Ustamdan almisam, pirden gelurem.
Bundan anliyoruz ki Kul Nesimi de siyasal olaylara ve ayaklanmalara karismis, hic olmazsa perde arkasindan birseyler yapmistir. Bu yuzden yakalanarak yargilanmistir. Alioglu ve Dedemoglu'nun da birer siirlerinde ayni dortlugu buluruz. Hatta onlar isi biraz daha acarlar:
Pirim Aligolu, Bozdogan'dan gel oldu
Gordum mursidim, muskulum halloldu
Kilavuzum Sah Merdan Ali oldu
Ozume gonderdim kendi kusumu.
*
Ihlas kusagini kusandik bele
Her nereye varsam mursidim bile
Kisinin basina yazilan gele
Su dostun yoluna koydum basimi
*
Dedemoglu, yardim eyle duskune
Sen mursitsin secilmeyen muskule
Sah Merdan sahip-zamanin askina
Aman murvet Sah'im Ali gel yetis.
Yine 17. yuzyilinda yasayan Dervis Ali adindaki sairin de boyle olaylara katildigini gosteren siirlerinden birkac parca:
Bizi Sah'a kurban etti Azrail
*
Etimi pare pare ettiler
*
Dervis Ali'yim, kanim na-hak dokme
El ne derse desun sen ana bakma
Sah'im yurumedikce posttan cikma
Oniki imamlar kurbaniyiz biz.
Bu Dervis Ali'nin Alioglu oldugunu sanirim. S. Nuzhet de sairin 17. yuzyilda yasadigini soyluyor.
Dervis Ali, Alioglu olmasa bile bu yuzyilda Iran ile Osmanli Devleti arasindaki siyasi gerginlik dolayisiyla Anadolu'da bazi ayaklanmalar oldugu ve cesitli tarikat erlerinin Sah icin calistiklarini biliyoruz. Sairin boyle bir ayaklanma sonunda ele gecirilip sorguya cekildigi,
etinin parca parca edildigi, yani cok eziyet edildigi, Azrail dedigi Osmanli Padisahi tarafindan Sah'a kurban edildigi, yani agir cezalara carptirildigi, bundan sonra Sah, Osmanli ulkesine yurumedikce ortaya atilmamalarini yavsiye ettigi, tarikat ve Oniki Imam yolunda cok sikintilara dusuldugu anlasiliyor.
Ulkucu bir sair olan Nesimi de boyle olaylara karismis, kendini bu yola feda etmis gorunuyor:
Canim erenlere kurban
Serim meydanda meydanda
Ikrarim ezelden kadim
Canim meydanda meydanda
Gercek olan olur gani
Gani olan olur veli
Nesimi'yem yuzun beni
Derim meydanda meydanda
derken taraftarlarinin bir yenilgiye ugradigini soyle anlatir:
Muhib mursidine uydu
Arif olan hisse duydu
Munafiklar nice kiydi
Tig cektiler pirimize.
Kul Nesimi, sanatla ulkuculugu birlikte yuruten bir kisi olarak
gorunuyor.
Sairin ilk adinin Ali oldugu bir manzumesindeki su dortlukten anlasiliyor:
Mahlasim Nesimi, ismim Ali'dir
Bu carh donmektedir, sanmam halidir
sukur kalbim iman ile doludur
Curm'i isyanimiz bleden beri.
Kitaba almakta fayda gormedigimiz elliye yakin yazdigi mani icinde ikisi soyu ve buyuk dedesi hakkinda bilgi vermektedir:
Sukur Hakk'a iyd olur
Katarimiz mezid olur
Ceddim Said Emre'dir
Neslinde said olur
*
Nesimi'ye al oldu
Sanma acep hal oldu
Ceddi bir abdal idi
Kendi de abdal oldu.
Burada sairin buyuk dedesi oldugunu ogrendigimiz Said Emre, 14. yuzyilda yasamis olup, Yunus Emre'nin en eski izleyicileridendir. Sait Emre'nin Haci Bektas ve Haci Bektas'in halifelerinden Hacim Sultan'a da yetismis oldugunu bildiren siirleri vardir. Haci Bektas Veli Velayetname'sinde kendisinden uzun boylu soz edilen Molla Sadettin, bu Said Emre'dir.
kendisi Aksaraylidir. Haci Bektas Veli'nin Arapca "Makalat"ini Turkce'ye cevirmis, bilgin ve sair bir kisidir. Said Emre'nin simdiye degin ele gecen ondokuz parca yayinlanmistir. (bkz. Abdulbaki Golpinarli, Yunus - Hayati)
Soyunu kendisinden ogrendigimiz Kul Nesimi, goruluyor ki eski ve kulturlu bir aileye baglidir. Bu yuzden olacak, iyi bir ogrenim gormus, soyunun bagli oldugu Bektasilik yoluna girmis, ayrica Hurufilik'te de cagdaslarindan cok ileri gitmistir.
Sair mahlasini Bagdatli Nesimi'ye olan ic yakinligi dolyisiyla almistir. Nitekim, Kul Nesimi de oteki gibi Hurufilik yolunu tutmustur. Bu yonu pek cok manzumesinde kendini acikca gosterir. Bu yuzden Seyyit Nesimi'yi ornek alarak o da derisinin yuzulmesini ister, Ondan bahsederken ikisinin adlari birlesir. Ornek olarak bazi parcalarini asagiya aliyorum:
Ehl-i iman islerin sol demde inkar ettiler
Cun Nesimi'yi Halep sehrinde berdar ettiler
Oyle kim cevr eyleyup zulm ile hakki bastirdilar
Ahsen-i takvimi gor kim nice inkar ettiler
Kufr edup imana gelmez, gelmege ar ettiler
Hak bana emreyledi soyle deyuben soyledim
Sozlerim destan edup alemde destan ettiler
Bileyuben bicaklarin cunku canima kiydilar
Sag iken ben asiki gor nice bimar ettiler
Soydular cikardilar tenimden cun derimi
Yas edup gokte melekler cumlesi zar ettiler
Ey Nesimi vasil oldun Halik-i Rahman'a sen
Cennet-ul me'vayi buldun, yerin gulzar ettiler
*
Kureysiler boyle tevil duzduler
Basmaga Ayatelkursi yazdilar
Kendi fetvam ile derim yuzduler
Halep sehri derler sardan gelurem.
*
Cun Nesimi gordu isminin Nesimi ismini
Sidkile Kur'an der kim kevn-i mahfuzundadir
Nesimi ayni zamanda Bektasi'dir. Hallac ve Seyyit Nesimi'nin oldurulmelerinden sonra Hurufiler Irak'ta siddetli bir kovusturmaya ugramislar, bundan kurtulmak icin Anadolu'ya kacmislardir. Boylece Hurufi dervisleri Bektasilik'e kendi inanislarini soktular. Nesimi'de, baska Bektasi sairlerinden cok Hurufilik gorulur. Siirleri icinde bunu gosteren pek cogu var, onun icin burada bir dortlugu ornek veriyoruz:
Biz tarik-i Bektasi'yiz, zikrederiz Hakk'i biz
Bizdedir Sah-i Velayet sirlari hep bizdedir
Pirimiz Hunkar Haci Bektas Veli, kuluyam Nesimi
Etmeyiz cahile minnet, Al-i Sultan bizdedir.
Nesimi ayni zamanda hem Haydari, hem de Caferi oldugunu bildirir. Iki ornek:
Ben ol sadik kulam ki Caferi'yem
Hakikat soylerem ben Haydari'yem
*
Ve ger munkir sorarsa soyle ey dil
Ki mezhep icre bizler Caferi'yuz.
Nesimi'de ali sevgisi son kertededir. Bunu pek cok manzumelerinde acikca
gormekteyiz. Birkac ornek:
Ali evvel, Ali ahir
Ali batin, Ali zahir
Ali'dir her ise kadir
Ali'dir yar ile mihman
Ali vahid, Ali ahed
Ali dindir, Ali iman
*
Haydar'in evladini kim can u dilden medheder
Kalbi doldu nur ile kim mevc-i deryalar gibi
Ey Nesimi bir gonulde hubb-i Haydar olmasa
Anda canlar calinur guya kilisalar gibi
*
Hak katinda alemin mahbub-i Rahman'dir Ali
Evliyalar serveri hem Sah-i Merdan'dir Ali
Ey Nesimi "Men aref" sirrin bilendir ademi
Ademin hem suretinde harf-i Kuran'dir Ali.
Nesimi hakkinda tezkerelerde ve baska eserlerde hicbir bilgiye rastlanmiyor. Onun icin hayati ve inanislari hakkindaki bilgiyi ancak siirlerinden anlamak mumkun oldu. Tabii bu da cok eksiktir. Ne yazik ki tezkereciler Nesimi gibi hukumetin istemedigi olaylara ve yollara girmis kisileri soz konusu etmemislerdir. Yeni belgeler ve siirler bulununcaya kadar bu degerli sair hakkinda soylediklerimizden baskasini elde etmek mumkun degildir.
Cahit Oztelli'nin KUL NESIMI adli kitabindan.
Başka Bir Kaynakta ….
Kul Nesimî
"Mahlasım Nesimi adım Ali'dir" dizesine dayanılarak asıl adının Ali olduğu anlaşılan Kul Nesimi'nin yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgiler yok. Ancak bir Alevî ozanı olduğu kesin. Alioğlu, Dedemoğlu vb. halk ozanlarıyla çağdaş bir ozan olduğu da anlaşılıyor. Kul Nesimi, uzun süre, 1404 yılında derisi yüzülerek öldürülen Seyyid Nesimi ile karıştırılmış, Kul Nesimi'nin şiirleri Seyyid Nesimi'nin sanılmıştır. Araştırmacılar yıllar sonra Seyyid Nesimi'den başka tekke edebiyatının önde gelen kişilerinden Kul Nesimi adlı bir halk ozanı olduğunu belirleyebilmişlerdir. Nasıl ki, Ercişli Emrah ile Erzurumlu Emrah da uzun yıllar tek kişi sanılmıştır.Kul Nesimi'nin aruzu da heceyi de başarıyla kullandığı gözleniyor. Ağır basan yanı hece ölçüsüyle, söyledikleri. Şiirlerinden iyi bir eğitim gördüğü sonucuna davarılıyor. Bugüne yaklaşık 200 şiiri kalan Kul Nesimi'nin 4. Murat döneminde yaşadığı sanılıyor. İnancası bakımından kovuşturulmaya uğradığı bellidir. Kul Nesimi'nin "nefes"lerinden kimileri günümüze dek gelmiş, bestelenmiş, söylenirliğini sürdürmüştür. Deyişte, dilde tutarlı, usta bir ozan olduğu belli.
DEYİŞLERİ
Yaptığımız kabedir
Yıktığımız kilise
Şu bizim seyranımız
Bir seyrana benzemez
Süleymanlar içinde
Ali bir Süleyman'dır
Süleymanlar bildiler
Süleyman'a benzemez
Abdesimiz katlanmak
Namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız
Ramazana benzemez
Kitabımızda kıl var
Dağlar kadar görünür
Bir bir âyet okuruz
Bir Kur`an'a benzemez
Kul Nesimi sen seni
Mânâ bilir söylersin
Biz bir deniz geçeriz
Bir ummana benzemez
***
Uykudan uyanmış şahin bakışlım
Dedim sarhoş musun söyledi yok yok
Ak elleri elvan elvan kınalı
Dedim bayram mıdır söyledi yok yok
Dedim ne gülersin dedi nazımdır
Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
Dedim ver öpeyim söyledi yok yok
Dedim aydınlık var dedi aynımda
Dedim günahım çok dedi gönlümde
Dedim mehtap nedir dedi koynumda
Dedim ki göreyim söyledi yok yok
Dedim vatanım mı dedi ilimdir
Dedim bülbül müdür dedi gülümdür
Dedim Nesimi şah dedi kulumdur
Dedim satar mısın söyledi yok yok
***
Gel beni ağlatma Şah'ım
Ben sana kullar olayım
Gel bana ceylan bakışlım
Ben sana kullar olayım
Bir gonca bülbülün idim
Geldim dalında ötmeğe
Sanma ağlatma düşmez
Ben sana kullar olayım
Açtın zülüfün telinden
Zülüfün ucu mâh gibi
Kesip de yabana atma
Ben sana kullar olayım
Nesimî can Nesimî
Derdime bir çare kıl
Ezelden seni sevdim
Ben sana kullar olayım
***
cananı benim sevdiğimi can bilir ancak
gönlüm dileğin dünyada canan bilir ancak
bildim hem akl ile hem ilm ile hakkı
şöyle bildim onu ki kuran bilir ancak
ibdal oluben beyliğin eden arifi gör ki
bu saltanatın kadrini sultan bilir ancak
kim aşk denizine dalıp gark olagörsün
bu aşk denizinin bahrini umman bilir ancak
ey saki getir devr-i ayağın tozu ile sun ki
bu devr-ayağın devrini devran bilir ancak
işret meclisine gelip giden meyler içilir
pinhane çeker şöyle ki şeytan bilir ancak
hiç kimse Nesimi sözünü fehm edebilmez
bu kuş dilidir bunu süleyman bilir ancak
***
Ben melamet hırkasını
Kendim giydim eynime
Ar u namus şişesini
Taşa çaldım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne
Seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne
Seyreder alem beni
Gah giderim medreseye
Ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye
Dem çekerim kime ne
Sofular haram demişler
Bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne
Ben yitirdim ben ararım
Yar benimdir kime ne
Gah giderim öz bağıma
Gül dererim kime ne
Sofular secd`ederler
Mescidin mihrabına
Benim ol dost eşiğidir
Secdegahım kime ne
Nesimi`ye sordular ki
Yarin ilen hoş musun
Hoş olayım olmayayım
O yar benim kime ne
***
Ben Melamet Hırkasını (Kime Ne) 2
Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne
Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne
Gah giderim medreseye ders okurum Hak için
Gah giderim medreseye dem çekerim kime ne
Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine
Saki doldur ben içerim günah benim kime ne
Ben mekamet gömleğini deldim taktım eğnime
Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne
Ah Yezid seccadeni al yürü mescid yoluna
Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa
Gah inerim yeryüzüne yar severim kime ne
Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne
Nesimi`ye sordular yarin ile hoş musun
Hoş olayım hoş olmayım o yar benim kime ne
***
Erenler şahtan gelirler
Ali derler pirimize
On İki İmam kullarıyız
Münkir ermez sırrımıza
Ateş yanıp kazan coşar
Dalga gelir boydan aşar
Şulesi aleme düşer
Bakın bizim nurumuza
Pirimiz kırklar yediler
Bu yolu onlar kodular
Bize böylece dediler
Kanarsan ikrarımıza
Baktık aslımız Ademdir
Kısmetim veren hüdamdır
Halifeler piş kademdir
Taç urdular serimize
Mürit mürşidine uydu
Erenler manisin duydu
Münafıklar nice kıydı
Tiğ çektiler pirimize
Nesimi sabakın pişir
Özüne muhabbet düşür
Bin bezirgan metah taşır
Günden güne şarımıza
***
Nazar kıl gönlüm şehrine dünya fani dost sevdiğim
Aşığa bunca sitemler bi-revadır dost sevdiğim
Bunca yıldır ceht eylerim gönlüm ayrılmıyor senden
Hep benim senden umduğum bi-nevadır dost sevdiğim
Yüzü kara şol rakipler neler söylemiş hakkımda
İsmi müsemma hak için iftiradır dost sevdiğim
Ademin hakkı hak için düşmanımı şad eyleme
Hep benim senden umduğum merhabadır dost sevdiğim
Gel ha gel ha Kul Nesimi lebinde var türlü bade
Aşığa bu cevr ü cefa revadır mıdır dost sevdiğim
***
Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma meclis-i riyaya bizi
Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır
Bizim söyleyecek sözümüz vardır
Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz
Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz
Hakikat bahsinde hata bilmeyiz
Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır
Bizim söyleyecek sözümüz vardır
Bizlerden bekleme züht ü ibadet
Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet
Tevella olmaktır bize alamet
Sanma ki sağımız solumuz vardır
Bizim söyleyecek sözümüz vardır
Ey zahit surete tapma hakkı bul
Şah-ı velayete olmuşuz hep kul
Hakikat şehrinden geçer bize yol
Başka şey bilmeyiz Ali`miz vardır
Bizim söyleyecek sözümüz vardır
Nesimi esrarı fas etme sakın
Ne bilsin ham ervah likasın hakkın
Hakkı bilmeyene Hak olmaz yakın
Bizim Hak katında elimiz vardır
Bizim söyleyecek sözümüz vardır
***
Yandı yürek yar elinden
Bilmem yara ne edeyim
Takatim yok dosta varam
Çare bilmem ne edeyim
Bir yara dışardan olsa
Halk ona bir merhem çalar
Benim yaram içerdendir
Çare bilmem ne edeyim
İki hekim geldi üstüme
Biri dilli birisi lal
Dilliye cevap veremedim
Bilmem ki lala ne deyim
Nesimi`ye dediler ki
Derdine bir derman ara
Bize derman Hakk`tan ola
Çare bilmem ne edeyim
***
Şem`a düşen pervaneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Aşka düşen divaneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Varın söylen şol bülbüle
Neden aşık olmuş güle
Ermek istersen o kül`e
Gelsin bir hoşça yanalım
Nesimi döğünsün taşlar
Akıtalım gözden yaşlar
Hak tariktir hey kardaşlar
Gelsin bir hoşça yanalım
***
Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne
Kah girerim öz bağıma gül dererim kime ne
Kah giderim medreseye ders okurum Hak için
Kah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne
Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne
Ben melâmet hırkasını kendim giydim eğnime
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne
Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yâr eşiği secdegâhım yüz sürerim kime ne
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf-be-Kaf
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne
Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne
Nesimi'ye sordular ki yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmıyayım o yar benim kime ne
***
Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne
Kah girerim öz bağıma gül dererim kime ne
Kah giderim medreseye ders okurum Hak için
Kah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne
Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne
Ben melâmet hırkasını kendim giydim eğnime
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne
Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yâr eşiği secdegâhım yüz sürerim kime ne
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf-be-Kaf
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne
Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne
Nesimi'ye sordular ki yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmıyayım o yar benim kime ne
***
Canım erenlere kurban
serim meydanda meydanda
Bütün ikrar canım feda
canım meydanda meydanda
Yanarım yoktur dumanım
gönlümde yoktur gümanım
Al malım bağışla canım
varım meydanda meydanda
Kellemi koltuğuma aldım
kan ettim kapına geldim
Ettiğime pişman oldum
serim meydanda meydanda
Yoktur çınarım timarım
yoktur kalbimde gümanım
Al malım varlığa canım,
dilim meydanda meydanda
Ol kelp rakipten kaçın
Mümine hülleler biçin
Ben bülbülüm bir gül için
zarım meydanda meydanda
Mümin olan olur Veli
Veli olan olur gani
Nesimi'yem yüzün beni
derim meydanda meydanda
***
Ehl-i iman işlerin sol demde inkar ettiler
Cun Nesimi'yi Halep şehrinde berdar ettiler
Öyle kim cevr eyleyüp zulm ile hakkı bastırdılar
Ahsen-i takvimi gör kim nice inkar ettiler
Küfr edüp imana gelmez, gelmeğe ar ettiler
Hak bana emreyledi söyle deyuben söyledim
Sözlerim destan edüp alemde destan ettiler
Bileyuben bıcakların çünkü canıma kıydılar
Sağ iken ben aşıkı gör nice bimar ettiler
Soydular çıkardılar tenimden cun derimi
Yas edüp gökte melekler cümlesi zar ettiler
Ey Nesimi vasıl oldun Halik-i Rahman'a sen
Cennet-ül me'vayı buldun, yerin gülzar ettiler
***
Düvaz-ı Gazel
Hü Dost
Cemalin kıble-ı ehl-i safadır
Visalin Ka’be-i rükn-ü minadır
Senin bir tar-ı mü zülfün ucundan
İki alem bana yar’im bahadır
Ayağın tozu ey ruh-u can-bahş
Cihan bû çeşmime çün tütiyadır
Hatt-ı cemalinde gördüm nûr zulmet
Saçın “v-em-melm-i” yüzün “v-ed-duha”dır
Şah-ı merdan kulu olğıl gönülden
Kim ol Sultan-ı alem pişüvadır
Ali’yi bilmeyen nefsini bilmez
La’in müşrik’in katli revadır
İmam-ı ins ü cinn-i mir-u vuhûş
Ki Hakk’tan mehdi anın “innema”dır
Veli-yyullah’dır hem Kur’an-ı natık
Anı Hakk bilmeyen Hak’tan cüdadır
Hasan’dır varis-i ilm-i mübüvvet
Hüseyn Şah-ı şehid-i Kerbala’dır
Çü Zeyn-el Abidin’dir mür-i kevneyn
Anın çün kim adı Al-ı abadır
İmam Bakır ü salar-ü Sadık
Şahımdır Kazım ol hatem Rıza’dır
Taki-vü ba Naki Şah-ı vilayet
Yakıyn kim Askeri sahib-livadır
İmam-ı Mehdi-i sahib-zaman kim
Çerağ-ı çeşm-i cümle enbiyadır
Bu sırrı bilmeyen oldu munafık
Kim anın ta’ati cümle hebadır
Ezelden kul olan Al-i abaya
Nesimi tek geda-yı binevadır.
***
Destan
Felek benim senden bir sualim var
Rüzigarın Süleymanı nic'oldu
Sana gelenlerin işi ah-u zar
Erenlerin o devranı nic'oldu
Musa Tur'a çıktı niyaz eyledi
İsa göğe ağdıimekan bağladı
Yakup,oğul deyü her dem ağladı
Hazret-i Yusuf'u Ken'an nic 'oldu
Baba Emir, vardı Kuh ile kaaf'a
Küffara kılardı cevrile cefa
Şatırların piri Bengü Mustafa
Alemin gerdan keşanı nic'oldu
Başun için bize veresün haber
Nesl-i Ali evlad-ı emürül kiber
Harici askere yürüttü teber
Eba Müslüm'ün meydanı nic'oldu
Batında onlar münkiri taşlar
Erenlere ayan seyr olan işler
Gaiptedir kırıklar,yediler,üçler
Erenlerin yok mekanı nic'oldu
Bunca sahib-kıran gelüp geçmiştir
Hızır İlyas ab-ı hayat içmiştir
Sanan İskenderler konup göçmüştür
Ahd-ı vefaya seyranı nic'oldu
Nurdur kalbimizi eyleyen ziya
Şefaat eyleyen gedaya baya
İki cihan fahri hatem-ül enbiya
Bilsem ol mürüvvetkanı nic'oldu
Gahi ayyar idi gahice abdal
İslama dost idi küffara kattal
Erenler şahbazı ol Seyyit Battal
Bilmem ol canımın canı nic'oldu
Hazret-i Resul'in muhib yarıdır
Hakkın dostu serbanların piridir
Ser-i evliyanın sırr-ı nakdidir
Yemen'de Veyselkarani nic'oldu
Molla Hünkar deyü melekler iner
Kudretten nurdan kandilleri yanar
Arş-ı muallada külahlar döner
Sultan Osman şazanı nice oldu
Hazret İbrahimi attılar nara
Eyyub'a kurt düştü başladı zara
Zekeriyya nice çekildi dara
Nuh Peygamberin Tufanı nic'oldu
Ol server her kande gitse giderdi
Din yoluna ikrarını güderdi
Bir narada çok Harici geberdi
Ahmet.... yaranı nice oldu
Doksan bin erenler dediler beli
Bindi hake, doğru gösterdi yolu
Kutb-ı alem Hacı Bektaşi Veli
Bunca erenler serefrazı nic'oldu
Alemin ahvali alem değil mi
Bendesi de mir-i kelam değil mi
Nesl-i Ali Kutb-i alem değil mi
Bu... EMİR SULTAN'ı nice oldu
Ah eder NESİMİ geçdi serinden
MANSUR 'enelhak' der dönmez darından
Gitti gelmez, bir haber yok birinden
Bu feleğin karbanı nice oldu
Yeni yorum gönder